İran–İsrail Savaşı: Akıl, Barış ve Vicdanın Çiğnendiği An
Ortadoğu’da yıllardır süren gerilimler nihayet açık bir savaşa dönüştü; ve bu kez yanıbaşımızda, tarihî kırılma noktalarından birinde duruyoruz. 28 Şubat 2026’da Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in ortak hava saldırısı İran topraklarına yöneldi ve bu saldırının en sarsıcı sonucu olarak İran’ın üst düzey dini otoritesi Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü. Bu, sadece İran’ın siyasi lideri için bir kayıp değil; bölgesel dengelerin tamamen alt üst olmasıdır.
SAVAŞIN GERÇEK BOYUTU
Bu hâlâ “bir çatışma” değil; tam ölçekli bir savaş. İsrail ve ABD, İran’a kapsamlı saldırılar düzenliyor. İran, hem İsrail’e hem de ABD’nin bölgedeki üslerine karşı misilleme füzeleri ve insansız hava araçlarıyla karşılık veriyor. Bu saldırılar, Körfez ülkelerini, Lübnan’ı, hatta İngiltere’nin hava üssünü kapsayan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Savaş sadece askeri hedeflere yönelmekle kalmıyor; ekonomik altyapı, enerji hatları ve sivil alanlar da hedef oluyor. Stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği ciddi şekilde sekteye uğradı. Bu bölge, küresel enerji ticaretinin belkemiği sayılır; buradaki felaket, dünya ekonomisine yayılıyor.
İNSANİ BOYUT: RAKAMLAR VE GERÇEKLER
Bu yazıyı “savaşın kaçıncı günü” diye başlayan akademik bir rapor gibi yazmıyorum. Her rakam, bir hayatın ölümü, yaralanması, ailelerin yıkımı demek:
-
İran’da yüzlerce insan savaşta hayatını kaybetti; büyük çoğunluğu sivil.
-
Lübnan’da Hizbullah–İsrail hattında onlarca kişi yaşamını yitirdi.
-
İsrail’de de sivil kayıplar ve yaralanmalar yaşandı.
Bu savaş, cephe hattında olanların değil; sivillerin ve masumların yıkımıyla ölçülüyor. Bir savaşın “başarı” ölçütü bu mudur?
STRATEJİK HEDEFLER VE LİDERLERİN SÖYLEMLERİ
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu savaşı uzun ama sınırlı sürede bitirmek istediğini ifade etti; “yıllar sürmeyebilir” dedi. Donald Trump ise başından beri “rejim değişikliği” söylemini saklamadı.
Ciddi bir paradoks burada yatıyor:
-
Savaşı başlatanlar, stratejik üstünlük, güvenlik garantisi diyor.
-
Kaybedenler ise hayat, hayat ve daha fazla hayat kaybetmeye devam ediyor.
Ne güvenlik ne de barış; sadece daha fazla ölüm var.
İran yönetimi, bölgede savaşın sadece bir ülke meselesi olmadığını, adeta Amerika ile İsrail’in doğrudan savaşı olduğunu söyledi.
ULUSLARARASI TOPLUM VE DİPLOMASİ
Dünya, bir savaşın orta yerine, diplomasi metinleri ve “ateşkes çağrıları” ile bakıyor. Bu çağrılar — içi boş laf salatalarıdır. Çünkü sahada olan biten, diplomatik nezaketi çoktan toprağın altına gömdü.
Ülkeler konuşuyor, elçileri sahada yaşamını yitirenlerin cesetleriyle geliyor. Bu nasıl bir diplomasidir? Daha önceki çatışmalarda olduğu gibi bu kez de uluslararası yapıların gücü, sahadaki acıyı durdurmaya yetmedi.
KÜRESEL SONUÇLAR: EKONOMİDEN GÜVENLİĞE
Bu savaş sadece Orta Doğu ile sınırlı kalmıyor:
-
Enerji fiyatlarında dalgalanmalar var, altın fiyatları dahi küresel korku ile yükseldi.
-
Uçuşlar iptal ediliyor, ticaret yolları risk altına giriyor.
-
Ticari ve sivil hizmetler savaş dalgasının dışına çıkamıyor.
Bu, sadece askeri değil; ekonomik ve sosyal bir tsunami.
SAVAŞIN ADI NE OLACAK?
Bunun adı sadece “İran–İsrail savaşı” değil. Bu, yıkımın normalleştiği bir jeopolitik çöküş, bölgesel gerilimlerin kontrolsüz biçimde patlamış hali, küresel güvenlik mimarisinin çöktüğünün ilanıdır.
Ve en acı gerçek?
Bu savaşın kazananı olmayacak.
-
Savaşın tarafları, mevzu bahis “güvenlik” diye başlayan argümanlarla bugün korku ve ölüm sarmalını doğurdu.
-
Uluslararası toplum ve kuruluşlar, bu yıkımı önleme kapasitesini yitirdiklerini gözler önüne seriyor.
SAVAŞ DEĞİL, BARIŞ
Bu yazı bir analiz değil, bir çağrıdır:
Savaşın ortasında bile barış diye bir şey hâlâ mümkündür. Ancak bunu isteyen tarafların cesaretidir.
Siyasetçiler savaş planları yaparken, dünyanın geri kalanı ölenlerin isimlerini mi sayacak?
Bu savaşın tek bir kazananı var: Silah tüccarı ölüm.
Ve tek bir kaybedeni var: İnsanlık.
İran–İsrail savaşı artık bir satır haber değil. Bu, çağımızın en sert sınavlarından biridir — insanlık sınavıdır.
Aykut Soydemir Genel Yayın Yönetmeni




Benzer Haberler
İran–İsrail Savaşı: Akıl, Barış ve Vicdanın Çiğnendiği An
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Önünde Bir İftar Sofrası Kurulsa…
BALONYA’DA PARLAK AÇILIŞ, KARANLIK TABLO
“ASFED Samsun’da Ne İş Yapar?” Diyenlere Bir Cevabım Var
Davut Numanoğlu Dosyası: Siyasette Savrulma, Sporda Ceza ve Güven Erozyonu
Elif Çepni: Kültürle Büyüyen, Turizmle Güçlenen Bir Samsun Vizyonu
BASINI YOK SAYAN SİYASET KENDİNİ YOK EDER
Askon ve Ahmet Alp Doğru Samsun için umut veren bir hikaye