Telefon
WhatsApp
Davut Numanoğlu Dosyası: Siyasette Savrulma, Sporda Ceza ve Güven Erozyonu

Siyaset, istikrar ve ilke işidir. Dün bir partiden aday adayı olup, bugün başka bir partinin sıralarında yer almak; oradan da istifa ederek bağımsız kalmak elbette hukuken mümkündür. Ancak mesele yalnızca hukuki değil, ahlaki ve siyasi sorumluluk meselesidir. Davut Numanoğlu’nun son yıllardaki siyasi yolculuğu tam da bu tartışmayı büyütüyor.

Önce İYİ Parti’den İlkadım Belediye Başkan aday adayı oldu. Parti aday göstermeyince belediye meclis üyesi olarak görev aldı. Ardından İlçe Başkanı Serkan Albayrak ile yaşanan fikir ayrılığı sonrası rota değişti; bu kez Adalet ve Kalkınma Partisi saflarına geçildi.

Siyasi kulvar değişikliği tek başına eleştiri konusu olmayabilir. Ancak arkasından gelen gelişme tabloyu ağırlaştırdı. Numanoğlu’nun, temsilci olarak görev yaptığı Türkiye Futbol Federasyonu tarafından bahis soruşturması kapsamında 12 ay hak mahrumiyeti cezası aldığı açıklandı. Bu süreç sonrasında AK Parti’den de istifa etti ve şu anda bağımsız belediye meclis üyesi olarak görevini sürdürüyor.

Peki şimdi ne olacak?

En temel soru şu: Kamuoyunun güveni nasıl yeniden tesis edilecek? Siyasetçinin en büyük sermayesi güvendir. Bir temsilcinin hem siyasi aidiyetlerinde yaşadığı hızlı değişimler hem de spor camiasında aldığı disiplin cezası, ister istemez “istikrar” ve “etik duruş” tartışmasını beraberinde getirir.

Bahis soruşturmaları, spor dünyasında en hassas başlıklardan biridir. Futbolun adaletine gölge düşüren her iddia, yalnızca kişileri değil kurumları da yıpratır. 12 ay hak mahrumiyeti cezası hafife alınacak bir yaptırım değildir. Bu ceza, kamuoyunda ciddi bir algı oluşturur ve siyasi kimliği olan bir isim için bu algının etkisi daha da büyüktür.

Bugün Numanoğlu bağımsız meclis üyesi olarak görev yapıyor olabilir. Ancak kamu görevinde bulunan bir ismin yalnızca hukuki sınırlar içinde kalması yetmez; aynı zamanda kamu vicdanında da karşılığının olması gerekir. Siyaset, teknik olarak koltukta kalma meselesi değil, temsil ehliyeti meselesidir.

Bu noktada sorulması gereken soru net: Böyle bir süreçten geçen bir ismin, bulunduğu makamı sürdürmesi etik açıdan ne kadar doğru? Kamuoyuna açık ve tatmin edici bir açıklama yapılmadan, “göreve devam” kararı toplumda soru işaretlerini büyütmez mi?

Samsun siyaseti son dönemde zaten hareketli. Seçmen artık yalnızca parti rozetine değil, kişisel duruşa bakıyor. Dün başka, bugün başka bir siyasi çizgide yer almak ve üzerine disiplin cezası almak; seçmenin hafızasında kolay silinmez.

Son söz şu: Hukuk ayrı, siyaset ayrı; ama vicdan her şeyden üstün. Kamu görevinde bulunan herkes, attığı her adımın yalnızca kendisini değil temsil ettiği kurumu ve şehri de bağladığını unutmamalı. Güven bir kez zedelendi mi, onarmak yıllar alır.

Aykut SOYDEMİR/Habertrk.com-Genel Yayın Yönetmeni
Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!